Tarih: 15 Aralık 1925.
Yer: New York, Hell’s Kitchen (Cehennem Mutfağı).
Olay: Bir zamanların Dünya Şampiyonu, yüzü asfalta dönük, sırtından iki kurşunla vurulmuş halde ölü bulundu.
Boks tarihi sayısız şampiyon gördü, ancak çok azı Battling Siki (Louis M’barick Fall) kadar renkli, tartışmalı ve hüzünlü bir hikayeye sahipti. Bugün, 15 Aralık tarihinde, boks dünyasının ilk Afrikalı şampiyonunun New York sokaklarında sona eren gizemli hikayesini hatırlıyoruz.
Senegal’den Fransa’ya: Bir Savaş Kahramanı
1897’de Senegal’de doğan Louis M’barick Fall, genç yaşta Fransa’ya geldi. Ancak onu sadece bir boksör olarak tanımlamak haksızlık olur. Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Fransız ordusu adına cepheye giden Siki, gösterdiği cesaretle Croix de Guerre ve Médaille Militaire madalyalarıyla onurlandırılmış bir savaş kahramanıydı. Savaştan sağ döndüğünde ise onu başka bir savaş bekliyordu: Ringler.
Dünyayı Şoke Eden Gece: Carpentier Nakavt Oluyor
Battling Siki’yi tarihe geçiren olay 1922 yılında Paris’te yaşandı. Rakibi, dönemin “Altın Çocuğu”, Fransa’nın sevgilisi ve Dünya Hafif Ağır Siklet Şampiyonu Georges Carpentier idi.
O dönemde siyah boksörlerin şampiyonluk maçlarına çıkması nadirdi ve genellikle beyaz şampiyonun kolayca yenmesi için ayarlanmış maçlar (fixed fights) yapılırdı. İddialara göre Siki’nin de maçta “yatması” (bilerek yenilmesi) istenmişti.
Ancak ringe çıkıldığında Siki, senaryoyu takip etmedi. Carpentier’in sert darbelerine dayandı ve 6. rauntta tüm gücüyle saldırarak Fransız idolü nakavt etti. O gece Siki, Dünya Şampiyonu olan ilk Afrika doğumlu boksör olarak tarihe geçti. Ancak bu zafer, onun sonunun başlangıcı olacaktı. Fransız basını ve otoriteler, kahramanlarını yenen bu “asi” adamı asla affetmediler.
Aslanıyla Gezen Adam: Kükreyen 20’ler
Siki, sadece yumruklarıyla değil, yaşam tarzıyla da manşetlerden inmiyordu. Dönemin “Roaring Twenties” (Kükreyen Yirmiler) ruhunu sonuna kadar yaşıyordu.
- Evcil Hayvan Seçimi: Siki, Paris ve daha sonra New York sokaklarında, tasmasından tuttuğu evcil aslan yavrusuyla gezmesiyle ünlüydü.
- Giyim Tarzı: Smokinler, bastonlar ve monokl gözlüklerle dolaşıyor, kazandığı parayı şampanyaya ve gece hayatına harcıyordu.
- Meydan Okuma: Irkçılığın zirve yaptığı yıllarda, kendisine dayatılan “ikinci sınıf vatandaş” rolünü reddediyor, beyazların gittiği kulüplere gidiyor ve girdiği her ortamda dikkatleri üzerine çekiyordu.
New York’un Karanlık Yüzü ve 15 Aralık Gecesi
Ünvanını tartışmalı kararlarla kaybettikten sonra şansını Amerika’da denemek isteyen Siki, 1923’te New York’a taşındı. Ancak burada işler yolunda gitmedi. Kariyeri düşüşe geçti, parası tükendi ve New York’un sert mizacıyla tanıştı.
15 Aralık 1925 sabahı, New York’un o dönemki en tehlikeli bölgesi olan Hell’s Kitchen’da, 41. Sokak’ta polis memurları bir ceset buldu. Bu, henüz 28 yaşındaki Battling Siki’ydi. Yakın mesafeden, sırtından iki kez vurulmuştu.
Çözülemeyen Sır
Siki’nin ölümü hiçbir zaman tam olarak aydınlatılamadı. Dosya “faili meçhul” olarak kaldı ancak teoriler hiç bitmedi:
- Mafya Hesaplaşması: Boks dünyasını kontrol eden gangsterlerle ters düştüğü iddia edildi.
- Sokak Kavgası: Sarhoşken girdiği bir tartışmanın kurbanı olduğu düşünüldü.
- Kıskançlık: Dönemin gazeteleri, karmaşık aşk hayatının onu ölüme götürdüğünü ima etti.
Ölümünden sonra New York’ta isimsiz bir mezara gömülen Siki’nin naaşı, yıllar sonra 1993’te sevenlerinin çabasıyla anavatanı Senegal’e taşındı ve hak ettiği saygıyla defnedildi.
Sonuç
Battling Siki, boks tarihinin en yetenekli ama en yanlış anlaşılmış figürlerinden biriydi. 15 Aralık, sadece bir şampiyonun ölüm yıldönümü değil; yeteneğin, ırkçılığın, şöhretin ve trajedinin birbirine geçtiği, film gibi bir hayatın son bulduğu gündür.

