Ringlerin Gladyatörü, Sokakların Kaybedeni: Matthew Saad Muhammad'in Gözyaşları
Ringlerin Gladyatörü, Sokakların Kaybedeni: Matthew Saad Muhammad'in Gözyaşları

Boks tarihi, yoksulluktan gelip milyonlarca dolarlık servetlere ulaşan sporcuların hikayeleriyle doludur. Çoğu boksör, sert bir yumruğun kendilerini bir anda altın saraylara taşıyacağına inanır. Ancak çok azı, zirveden en dibe düşüşün o yumruklardan çok daha acımasız olduğunu tahmin edebilir.

1970’lerin sonu ve 1980’lerin başında “Dünyanın en heyecan verici boksörü” olarak anılan, ringde yediği inanılmaz dayaklardan sonra mucizevi bir şekilde ayağa kalkıp rakiplerini nakavt eden bir gladyatör vardı: Matthew Saad Muhammad. Ringin içinde ölümüne savaşan bu adam, ne yazık ki ring dışındaki hayatın darbelerine karşı savunmasızdı. 4 Milyon dolardan fazla para kazanan bir şampiyondan, Philadelphia sokaklarında evsiz bir adama dönüşen “Mucize Matthew”un yürek burkan hikayesine yakından bakalım.

Philadelphia Sokaklarına Terk Edilen Bir Çocuk

Matthew Saad Muhammad’in trajedisi aslında şampiyonluk kemerini kaybettikten sonra değil, daha beş yaşındayken başladı. Gerçek adıyla Maxwell Antonio Loach, 16 Haziran 1954’te doğdu. Annesi o henüz bir bebekken hayatını kaybedince, abisiyle birlikte yoksulluk içindeki teyzesinin yanına verildiler.

Maxwell beş yaşına geldiğinde teyzesi artık iki çocuğa bakamayacağını anladı ve büyük abisine korkunç bir talimat verdi: “Kardeşini al, şehrin merkezine götür ve onu orada kaybet.” Abisi, küçük Maxwell’i Philadelphia’daki Benjamin Franklin otoyolunun kenarına götürdü ve ondan kaçarak uzaklaştı. Yıllar sonra o günü gözyaşları içinde şöyle anlatacaktı: “Ona yetişmek için var gücümle koştum ama çok hızlıydı. Hayatım için koşuyordum ama onu kaybettim. Sokakta yapayalnızdım ve çok korkmuştum.”

Gece yarısı bir kilisenin merdivenlerinde uyurken polisler tarafından bulundu. Adını bile bilmiyordu. Katolik rahibeler ona, İncil’den “Matthew” ve bulunduğu otoyoldan “Franklin” isimlerini birleştirerek Matthew Franklin adını verdiler. Koruyucu ailelerin yanında şiddet dolu bir mahallede büyüdü, çetelere katıldı ve ıslah evine düştü. Islah evindeki bir danışmanın onu boksa yönlendirmesiyle hayatının seyri tamamen değişecekti.

“Mucize Matthew”un Doğuşu ve Zirve

Profesyonel kariyerine başladığında, rakipleri onun en büyük özelliğini kısa sürede fark etti: İnsanüstü bir dayanıklılık. Çok kolay yumruk alıyor, yüzü gözü kan içinde kalıyor, hakem maçı bitirmek üzereyken bir anda inanılmaz bir güçle ayağa kalkıp rakibini nakavt ediyordu. Bu stili ona “Miracle Matthew” (Mucize Matthew) lakabını kazandırdı.

1977’de Marvin Johnson’ı nakavt ederek Kuzey Amerika şampiyonu oldu. 1979’da yine Johnson’ı mağlup ederek WBC Hafif Ağır Sıklet Dünya Şampiyonu unvanını kazandı. Bu zaferin ardından Muhammed Ali’den ilham alarak İslam’ı seçti ve adını Matthew Saad Muhammad olarak değiştirdi.

Kariyerinin en efsanevi maçı 1980 yılında Yaqui Lopez’e karşıydı. 8. rauntta Lopez’den tam 71 ardışık yumruk yedi, ancak yıkılmadı. Modern boksta bir hakemin anında bitireceği o maça tutundu ve Lopez’i 14. rauntta nakavt ederek “Yılın Maçı”na imza attı. O artık tam 8 kez unvanını korumuş, tüm dünyanın tanıdığı, televizyonların en çok aranan boks yıldızıydı. Kariyeri boyunca dönemin parasıyla 4 milyon dolardan fazla para kazandı.

Sahte Dostlar ve 275.000 Dolarlık Rolls-Royce

Ancak her trajik boks hikayesinde olduğu gibi, şöhretin ve paranın kokusunu alan “sahte dostlar” gecikmedi. Zirvede olduğu dönemde etrafında 50 kişilik bir yiyici tayfa oluşmuştu. Matthew parasının hesabını bilmiyordu. Arkadaşlarına lüks hediyeler alıyor, gece hayatında su gibi para harcıyor ve kendisine o dönem tam 275 bin dolar değerinde özel yapım bir Rolls-Royce alıyordu.

Parasından daha kötü yönettiği şey ise kariyeriydi. “Mucizevi” geri dönüşleri artık işe yaramamaya başlamıştı çünkü vücudu aldığı insanüstü darbelerin faturasını kesiyordu. 1981’de unvanını Dwight Muhammad Qawi’ye kaybetti. Ardından rövanşı da kaybetti. 1986 yılına gelindiğinde, o milyoner boksör resmi olarak iflas bayrağını çekmişti. Etrafındaki o 50 kişilik ekipten, eski eşlerinden ve dostlarından tek bir kişi bile yanında kalmamıştı.

Parasız kalınca, 1992 yılına kadar sadece 3-5 kuruş kazanabilmek için kendisinden çok daha genç ve güçlü boksörlerden dayak yiyeceği maçlara çıkmaya devam etti. Ringden çekildiğinde ağır beyin travmaları ve hafıza kayıpları yaşıyordu.

Krallıktan Evsizler Barınağına

Matthew Saad Muhammad’in hayatının en acı sahnesi, 2010 yılında yaşandı. Kazandığı milyonlarca dolar uçup gitmiş, kalacak hiçbir yeri kalmamıştı. Bir zamanlar özel şoförlü lüks araçlarıyla gezdiği, adına şarkılar yazılan Philadelphia şehrinde, Kuzey Philadelphia’daki R.H.D. Ridge Center adlı bir evsizler barınağına sığındı.

Dünya şampiyonluk kemerlerini gururla taşıyan adam, şimdi barınaktaki bir ranzada, cebinde tek bir kuruş olmadan uyuyordu. O an hissettiklerini bir röportajında şöyle dile getirmişti: “Beni sömürdüler. Paramı güvendiğim yanlış insanlara verdim. Terliyorsun, kanını döküyorsun ve seni yok ediyorlar.”

Son Gong Sesi

Barınaktaki aylarından sonra Matthew pes etmedi. Evsizlere yardım eden sivil toplum kuruluşlarıyla çalışmaya başladı. Kendi yaşadığı acıları başkaları yaşamasın diye evsizler için bir bağış ve farkındalık sözcüsü oldu. Barınaktan çıkıp küçük bir eve yerleşmeyi başardı.

Ancak yıllarca ringde aldığı darbeler ve hayatın yorgunluğu bedenini tüketmişti. Matthew Saad Muhammad, yakalandığı ALS (Lou Gehrig) hastalığı ile girdiği son savaşı kaybederek 25 Mayıs 2014’te, 59 yaşında Philadelphia’da hayata gözlerini yumdu.

O, 1998’de Uluslararası Boks Onur Listesi’ne (Hall of Fame) seçilmiş efsanevi bir gladyatördü. Beş yaşındayken kendi ailesi tarafından sokaklara atılan, ringde savaşarak milyonlarca dolarlık bir servet kuran ama günün sonunda başladığı yere, sokaklara ve evsizliğe geri dönen bir adam. Matthew Saad Muhammad’in hayatı, boks sporunun ne kadar vahşi, şöhretin ise ne kadar aldatıcı olabileceğinin en net, en gözyaşı dolu kanıtı olarak tarihe geçti.